Odanın loş ışıkları altında, ince yapılı o tırnak yedirten zeki kızağı gördüm. Üzerinde bolca kitap tozu ve utangaçlık vardı ama o elleri, masanın kenarına sıkıca tutunurken gözlerindeki ateş her şeyi ele veriyordu. Elinde titrek bir vibratör vardı; ilk başta hafifçe amcığını okşuyordu, yalancı bir oyunla üzerini çiziyordu sanki utanarak. Ama o naiflik, sadece yüzeydeydi çünkü içten içe yanıyordu.
Parmakları vibratörü yavaşça kaydırıyor, acımsı zevkin sınırlarında gezdiriyordu. Amcığının dudaklarını aralarken çıkan hafif sesler ve derin nefes alışverişleri ortamı dolduruyordu. Korkusuzca hızını artırdığında, karnında yoğun bir kıpırtı yükselmeye başladı. Yarağının ucunu titreşimlere bırakıp ortama hakim oluyordu; hem çekingen hem de sapıtmış hâliyle amını parçalayacakmış gibi gözüktü.
Birkaç dakika içinde kendini tamamen kaybetmişti; terleyen teni yapış yapış olmuştu, sesi iniltiden betona vuruyor gibiydi. Vibratörle yaptığı dans gittikçe vahşileşti; amcığını oyuyor, içine doğru daha derin vuruyordu. O an geliyor ve dayanılmaz bir boşalma dalgası üstüne çöküyordu. Kıçındaki kaslar kasılırken ağzından çıkardığı boğuk iniltiler adeta evreni yıkacak güçteydi.
Son hamleyi yaparken vibratörü sakso gibi derinleştirip amını hırpalamaya devam etti; artık kontrolü tamamen kaybetmişti, bedeninin bütün sınırları aşılmıştı. Yarağı batırırcasına sert dayamalarla orgazm patlaması yaşadı ve hatta birkaç damla ısısını etrafa saçtı. O anın sonunda yerdeki terli örtü bile şahitti bu vahşi köklemenin izlerine…